Reklamlar

Kültür nasıl bir olguysa ait olduğu toplumun hayatına inceden inceye yerleşip her yanı sessizce sarıyor. Sadece başka bir kültürden gelenin fark edebileceği incelikte bir katman. Londra’da başladığımız hayatın ilk yılı uçtu gitti resmen. Londra, bin çeşit milletten insanın bir araya geldiği bir şehir olarak çok kültürlülüğün yaşayan en güzel örneklerinden. Hangi İngiliz ile konuşsan Londra’nın, İngiltere’nin kalanını yansıtmadığı mutlaka duyuyorsun. Öyle bile olsa, Büyük Britanya’nın başkenti olan bu güzide şehir bir İngiliz şehri ve şehre hakim olan da İngiliz kültürü. Hal böyle olunca İngilizlerin televizyon programlarından kahve sohbetlerine, hafta sonu etkinliklerinden moda anlayışlarına kadar pek çok kültürel farklılığı daha ilk günlerden başlayarak önünüze bir bir seriliyor. Tabi sıfırdan bir hayat başlatmanın psikolojisiyle bunların hemen hemen hepsi anında gözüne takılıyor insanın ve içgüdüsel olarak hemen kendi içinden geldiğin kültürle kıyaslamaya başlıyorsun. Ama kültür farklılığının benim için en şaşırtıcı olanı ne modayla, ne yemekle ne de sosyal ilişkilerle alakalıydı. jdBütün bunlarla ilgili farklılıklara az çok hazırlıklıydım ama paragraf paragraf yazı dolu reklam panolarına hiç hazırlıklı değildim. Hayatımda hiç görmediğim kadar çok yazılı reklam panosunu bu şehirde gördüm resmen. Yazılar uzun olduğu gibi adeta mektup yazarmış gibi düz, renksiz ve küçük puntolu yazılmış oluyor.Genelde hiç bir dikkat çekici işaret, şekil ya da karakter kullanılmadan uzun uzun yazılmış reklam panoları çok sık karşılaşılan bir durum. Türkiye’de bırakın reklam panolarını, iş hayatında sunum hazırlarken bile ilk hatırlatılan konu kimsenin yazılanları okumayacağı olur. Bu yüzden tüm iş hayatımızı, demek isteyeceğimizi uzun yazılı slaytlarla, raporlarla, maillerle değil de en göze hitap eden, şekli en düzgün, en cicili bicili şekilde nasıl anlatırız diye kırk tane takla atmakla geçiririz. Reklam sektörünün dinamikleri bize hep en hızlı ve en çarpıcı şekilde dikkatleri üzerine çekmek olarak yansıtılmıştır. Türkiye’de şirketlere, hukuki risklerini anlatmak gibi şekilsellikten ve görsel uygulamalardan böylesine uzak bir konuyu bile uzun yazılarla anlatmaktan kaçınırken, en görsel olmasını beklediğiniz sektörün koca koca posterlere paragraflarca yazılar basarak çıktılar üretmesi herhalde en büyük şaşkınlıklarımdan oldu. matressAbartmıyorum, her gün metroda gördüğüm reklam panolarının pek çoğu 5-6 aylık hukuki uyum projelerine yazdığımız yönetici özetleri uzunluğunda nerdeyse. Burada reklamı yapılan ürünün bunu gerektirdiğini düşünebilirsiniz ancak reklamlar bir yatak markasına ya da bir büyük viski markasına ait çıkabiliyor. Bu ürünlerle ilgili uzun uzun yazacak şey bulmak bile zor bir iş olsa gerek. Peki konunun kültürle ne ilişkisi var? Okuma ve inceleme kültürü üzerinden epey büyük bir ilişki var. İngilizler okumayı, incelemeyi, didiklemeyi seven bir toplum. Bunu iş hayatında daha ilk günden fark ediyorsunuz zaten ama bunun dışında da günlük hayatın içinde metroda, otobüste elinden kitap, gazete düşürmemek bilinen en ünlü adetlerinden. Her gün sabah ve akşam ayrı baskılar olmak üzere tüm istasyonlarda günlük gazete ve dergiler dağıtılıyor. Yani her gün istasyonda metroya veya trene girmeden önce en az 5-6 tane elinize gazete veya dergi tutuşturmak isteyen adamın/kadının yanından geçiyorsunuz.  Bu dergiler, gazeteler dağıtılıyor, satılmıyor. Aynı zamanda her istasyonda da okuduğunuz gazeteyi bırakacağınız kutular oluyor ki, yolculuk boyunca okuduğunuz gazeteyi veya dergiyi çıkarken istasyonda bırakıp evinize gidiyorsunuz. Yani sadece bir metro yolculuğu bile okumanın İngiliz kültürünün ne büyük bir parçası olduğunu anlamanıza yetiyor. Böyle bir durumda da reklam şirketleri yazılarla dolu panolar yaratmaktan çekinmemişler. Satır aralarında verdikleri bilgilerin ve mesajların okunacağından emin olmalılar.

lovespace-tube-ads

Çünkü, bizim alışageldiğimiz şekliyle yazıları boşver resme bak şekilciliğinin tam aksine İngilizler bir şey yazılmışsa noktasına virgülüne kadar okuyorlar. Zaten en küçüğünden en büyüğüne, en fakirinden en havalısına kadar her semtte bir büyük kütüphane olması da bu konuya dair bir diğer açık gösterge.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s